Pamuk Prenses Ve Yedi Cüceler Masalı

Geçmiş zamanların birinde bir ülkenin başında iyi bir kral ve onun güzeller güzeli bir eşi vardır. Bu çiftin tek istekleri bir çocuklarının olmasıymış. Bir gün güzel kraliçe odasında nakış işliyormuş. O sırada eline nakış iğnesi batmış ve elinden akan kan işlemesine damlamış. Kraliçenin aklına o an dilekte bulunmak gelmiş ve iyi kalpli kraliçe bembeyaz tene sahip, siyah saçlı ve dünyalar güzeli olan bir kızının olmasını istemiş.

Aylar sonra kraliçenin bu dileği gerçek olmuş. Kraliçe doğum yapmış ve beyaz tenli güzel bir kızı olmuş. Adına Pamuk Prenses koymuşlar. Kızlarının doğumu ile çok mutlu olan kral ve karısının bu mutlulukları çok uzun sürmemiş. Çünkü iyi kalpli kraliçe kötü bir hastalığa yakalanmış ve kısa süre sonra hayata gözlerini yummuş. Karısının ölümü kralı çok üzmüş ancak küçük bir kızı olmasından dolayı kısa süre içerisinde bir başkası ile evlenmiş. Bu yeni kraliçe çok güzelmiş ancak bunun yanı sıra büyükte bir kibri varmış. Kraliçe kendisinden başka hiç kimsenin güzel olmamasını istermiş.

Güzelliğine düşkün olan kraliçe her gün odasında bulunan aynasının karşısına geçer ve “Ayna ayna söyle bana var mı benden daha güzeli bu dünyada” dermiş. Aynanın cevabı ise “Sizden güzeli yoktur kraliçem” olurmuş. Bu söz kraliçeyi çok mutlu edermiş. Böylece yıllar geçmiş Pamuk Prenses büyümüş ve çok güzel bir genç kız olmuş. Kraliçenin ise yaşı ilerlemeye başlamış ancak aynanın karşısına geçip sorusunu sormaktan hiç bıkmazmış. Bir gün yine aynanın karşısına geçmiş ve sorusunu tekrarlamış. Ancak o gün farklı bir cevap almış.

Ayna kraliçenin sorusuna “Sizde güzelsiniz prensesim ancak Pamuk Prenses sizden daha güzel” demiş. Bunun üzerine kraliçe küplere binmiş çünkü kimsenin ondan güzel olmaya hakkı yokmuş. Bunun üzerine çok düşünmüş ve prenses yok olursa en güzelin yine kendisi olacağına karar vermiş. Bunun üzerine prensesi yok edecek bir plan yapmış. Planının gerçekleştirmek için bir avcı bulmuş ve ondan prensesi ormana götürerek öldürmesini söylemiş. Ayrıca avcıdan prensesi öldürdüğüne kanıt olarak ciğerini ve kalbini getirmesini söylemiş.

Avcı pamuk prensesi ormana götürmüş ancak onun hem güzel olması hem de ağlaması avcıyı çok etkilemiş. Bunun üzerine avcı Pamuk Prenses’i öldürmekten vazgeçmiş ve ona üvey annesinin onu öldürtmek istediğini kaçıp gitmesini söylemiş. Prenses kaçarken avcı da kraliçeye prensesi öldürdüğünü kanıtlamak için ormanda bir hayvan öldürmüş ve onun kalbiyle ciğerini götürmüş. Kraliçe Pamuk Prenses’ten kurtulduğu ve tek güzel kendisi olduğu için çok mutlu olmuş.

Prenses ise ormanda korkuyla ilerlemiş derken karşısına küçük ancak şirin bir ev çıkmış. Evin sahiplerinden yardım isteyebileceğini düşünerek kapıyı çalmış ancak kapıyı açan olmamış. O sırada evin kapısının açık olduğunu gören prenses içeri girmiş. Karnı çok aç olan prenses evdeki yiyeceklerden yemiş ve sonrasında çok uykusu gelmiş. Uyuyacak yer arayan prenses bir odaya girmiş ve bu adada birbirinin aynı 7 tane küçük yatak görmüş. Buna şaşıran prenses yorgunluğa dayanamamış ve yataklardan birisine yatarak uykuya dalmış.

Prensesin bulduğu ev gümüş çıkarımında çalışan 7 cüceye ait bir evmiş. Gün sonunda işten gelen cüceler evlerinde bir yabancının olmasına çok şaşırmışlar ancak onun güzelliğini görünce de çok etkilenmişler. Sabah uyanan prenses cüceleri görünce çok korkmuş ancak onlarla konuşunca zarar vermeyeceklerini anlamış. Onlardan evlerinde kalmak için izin istemiş. Bunun üzerine cüceler kendi aralarında konuşmuşlar ve evi temizleme, çamaşır yıkama ve yemek yapma gibi işler karşılığında prensesin onların evinde kalmasına izin vermişler.

Günler geçerken Pamuk Prenses ve 7 cüceler birbirlerine çok sevmişler. Her anları mutlulukla geçiyormuş. Ancak bu mutluluk devam etmemiş çünkü bir gün kötü kalpli kraliçe aynasına meşhur sorusunu sormuş. Aynanın cevabı “Pamuk Prenses sizden daha güzel” olmuş. Aynanın cevabı üzerine sinirlenen kraliçe prensesin öldüğünü söylemiş ancak ayna avcının onu öldürmediğini bildiğinden ona her şeyi anlatmış. Bunun üzerine kraliçe prensesi bularak kendisi öldürmeye karar vermiş. Kısa süre içinde de prensesin kaldığı yeri öğrenmiş.

Yaşlı kadın kılığına giren kötü kalpli kraliçe cücelerin evine gelmiş. Kapıyı açmaması tembih edilen prenses ise kadını görünce yaşlı insanın ona zarar vermeyeceği düşüncesiyle kapıyı açmış. Yaşlı kadın ona kurdele sattığını ve kurdelelerinin ona yakışacağını söylemiş. Bunun üzerine Pamuk Prenses bir kurdele beğenmiş ve yaşlı kadından onu yardım istemesini istemiş. Bunun üzerine kraliçe kurdeleyi prensesin boynuna takarak iyice sıkmış. Prenses nefessiz kalarak bayılmış ve kraliçe evden mutlulukla ayrılmış. Akşam eve gelen cüceler prensesi baygın görünce boynundaki kurdeleyi keserek onu kurtarmışlar.

Prensesi öldürdüğünü düşünen kraliçe ayna sayesinde yaşadığını öğrenmiş ve bunun üzerine yeni bir plan yaparak cücelerin evine gitmiş. Bu sefer tarak satıcısı kılığında prensesin karşısına dikilmiş. Elinde zehirli bir tarak varmış ve o tarağı prensese satmış. Sonrasında da ben tarayayım saçını demiş. Satıcının isteğini kabul eden prenses tarak saçına deyince bayılmış. Prensesin öldüğünü düşünen kraliçe yine sevinerek evden ayrılmış. Ancak kraliçenin bu mutluluğu da yarım kalmış çünkü prensesin saçından tarağı çıkaran cüceler onu yine kurtarmış.

Güzelliğine düşkün olan prenses prensesi öldürmekten vazgeçmemiş. Bu sefer daha öldürücü bir zehir hazırlamış ve bu sayede prensesten sonsuza kadar kurtulacağına inanmış. Dilenci gibi giyinerek cücelerin evine giden kraliçe kapıyı çalmış ancak yaşadıklarından ders alan prenses sadece camdan bakmış. Bunun üzerine dilenci prensesten susadığını söyleyerek su istemiş. Prenses camdan onun isteğini yerine getirmiş. Bunun üzerine dilenci kıza teşekkür etmek istediğini söylemiş ve elindeki elmayı teklif etmiş. Prenses bunu kabul etmeyince de elmada bir şey olmadığını göstermek için kendisi de ısırmış.

Dilenci kadına bir şey olmadığını gören prenses elmayı almış ve ısırmış. Ancak dilenci ona zehirli kısmı bıraktığı için prenses olduğu yere düşmüş. Prensesin öldüğünden emin olan kraliçe oradan ayrılmış. Akşam olunca işten gelen 7 cüceler çok sevdikleri prensesi yerde görünce kraliçenin yine geldiğini anlamışlar. Ancak bu sefer onu kurtarmak için yaptıkları hiçbir şey işe yaramamış. Bu da cüceleri çok üzmüş. Ancak prenses ölü gibi görünmediğinden onu mezara gömmeye kıyamamışlar. Bunun için ona camdan tabut hazırlayarak oraya yatırmışlar.

Zaman geçerken cam tabut içindeki prenses hiç uyanmamış ve cüceler onun öldüğünü düşünmeye başlamışlar. Bir gün oralardan geçen yakışıklı bir prenses tabut içinde bulunan Pamuk Prenses’i görünce ona vurulmuş. Cücelerin yanına giderek ona aşık olduğunu anlatmış ve neler olduğunu sormuş. Cüceler kötü kalpli üvey annesinin onu öldürmek için uğraştığını söylemişler. Olanları duyan prens çok üzülmüş ve Pamuk Prenses’i sarayına götürerek iyi edebileceğini söylemiş. Cüceler ona inanmışlar ve prensesin gitmesine izin vermişler.

Prensin adamları camdan tabutu taşırlarken hareket nedeniyle birden Pamuk Prenses’in boğazında kalan zehirli elma parçası dışarıya çıkmış. Bunun üzerine zehirden kurtulan prenses uyanmış ve yanında duran prense aşık olmuş. Yedi cüceler ve prens çok mutlu olmuşlar. Daha sonra ise prenses aşık olduğu prensle onun sarayına giderek evlenmeye karar vermiş. Diğer yanda ise kraliçe prensesi öldürdüğü için aynadan aldığı “siz en güzelisiniz kraliçem” cevabıyla yaşamaya başlamış. Prenses ile prensesin düğün günü yaklaşmış. Düğüne 7 cüceler ve üvey anne davet edilmiş.

Yedi cüceler prenses için mutlu olurken üvey anne Pamuk Prenses’i görünce ölmediğini anlamış ve çok kızmış. Yine planlar düşünmeye başlarken üvey anneyi fark eden prensin adamları onu yakalayarak başka ülkeye sürgün etmişler. Kraliçeden tamamen kurtulan Pamuk Prenses prensle evlenerek ömür boyu mutlu yaşamış. Onun mutluluğu 7 cüceleri de mutlu etmiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu