Rapunzel Masalı Oku

Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde pireler berber iken, develer tellal iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken uzak ama çok uzak diyarlarda birbirlerini çok seven bir karı ve koca güzel ve kutu gibi sımsıcak bir evde yaşarlarmış. Günleri çalışarak geçermiş. Birbirlerini de hiç ihmal etmezlermiş.
Beraber gülmeyi ve eğlenmeyi çok ama çok severlermiş. Ancak her evde olduğu gibi bu çifti de derin kederlere sokan bir hüzünleri varmış. Özellikle kadın bu kederle nereye kadar yaşayacağını düşünüp dururmuş.

Günlerinin bir bölümü de bu kederi atlatabilmek ile geçermiş. Bu çiftin hüzünlenmesine neden olan durum ise çocuklarının olmamasıymış.
Bir çocuk sahibi olmayı çok istiyorlarmış fakat bir türlü olmuyormuş. Aradan çok fazla zaman geçmemiş ki bir gün kadın bir çocuğunun olacağının farkına varmış. Hemen kocasına haber vermiş ve bu habere birlikte çok sevinmişler. Sarılmışlar ve mutluluk gözyaşları dökmüşler.
Günlerden bir gün kadın pencerenin önüne geçmiş ve karşı da komşusuna ait olan güzel mi güzel çiçekleri ve sebzeleri izlemeye koyulmuş. Güzel güzel bakarken birden gözüne bahçede bulunan ve ışıl ışıl parlayan marullar takılmış. Kadın marulların güzelliği karşısında kendisinden geçmiş. Marulların güzelliği kadının aklından bir türlü çıkmıyormuş.
Günler peş peşe geçerken kadının aklı halen daha marullardaymış. Kadın yine bir gün marulları düşünürken kendi kendine “Ben bu marullardan yemezsem eğer kesin ölürüm” demiş. Marullara olan isteği o kadar kuvvetli bir hale gelmiş ki kadın yemeden içmeden kesilmiş ve oldukça fazla kilo vermiş.


Kadının bu durumuna hayret eden kocası ise kadının problemini sormuş ve kadın anlatmış. Kocası ise bu durumu halledebileceğini eşine söylemiş. Kadın ise endişeye kapılmış ve “Yan taraftaki eve girmek çok tehlikelidir. Biliyorsun bu ev çok kudretli bir cadıya aittir. Ayrıca duvarları da çok yüksek tırmanmak neredeyse imkansız” demiş. Ancak adam kendinden emin bir şekilde bu marulları getireceğini karısına tekrar etmiş.
Bir gece adam tüm cesaretini tekrardan toplamış ve yandaki bahçeye girebilmek için duvarı tırmanmaya başlamış. Biraz zorlanmış olsa da duvarı tırmanmış ve marulların yanına kadar gitmiş. Güzel marullardan birkaç yaprak toplamış ve duvarı geçerek hızlıca evine gelmiş. Ardından marulları kadının eline vermiş. Kadın marulları görünce çok mutlu olmuş ve hemen hızlıca marulları afiyetle yemiş.


Ertesi gün kadın uykusundan uyanır uyanmaz tekrardan marulları düşünmüş ve durumu kocasına anlatmış. Kocası kadının tekrardan marul istediğini anlamış ve harekete geçmiş. Adam duvarı tırmanmaya başlamış. Bahçeye girdiğinde ise adamı pek de hoş olmayan bir durum bekliyormuş.
Önceki gece marullarının eksildiğini gören cadı hırsıza bir tuzak hazırlamış. Adam bahçeye girer girmez de tuzak sayesinde yakalanmış. Cadı: Sen benim bahçeme nasıl girebilirsin diye adama bağırmaya başlamış. Ardından özel bahçesine izinsiz giren adamı ortalığı ayağa kaldıracak şekilde azarlamış ve bunun hesabını vereceksin diyerek de tehdit etmiş. Adam ise Cadı’nın bağırması ve tehditleri karşısında hem utanmış hem de çok fazla korkmuş. En iyisinin durumu olduğu gibi anlatmak olduğuna karar vermiş ve karısının hamile olduğunu ve yakın zamanda bahçedeki marulları fark ettiğini, yemeden içmeden kesildiğini her bir detayı ile Cadı’ya anlatmış.


Cadi ise durumu ciddiyet ile dinlemiş ve en sonunda demek çocuğunuz olacak demiş. Sizi bir şart ile affederim diyerek de eklemiş. Eğer şartımı kabul ederseniz bahçemde ki marullardan dilediğiniz kadar alabilirsiniz demiş. Cadı’nın şartı ise ” bebeğiniz doğduktan sonra onu bana vereceksiniz” şeklindeymiş. Adam ise Cadı’dan o kadar çok korkmuş ki şartı hemen kabul etmiş. Sonra Cadı adamın gitmesine izin vermiş.
Aradan günler, haftalar ve aylar çabucak geçivermiş. Kadın bebeği doğurmuş. Bebeğin doğduğunu duyan Cadı ise hemen eve gelerek bebeği almış ve bebeğe bahçesindeki özel marulların ismi olan Rapunzel ismini vermiş. Cadı bebeği çok sevmiş ve mutlu bir şekilde bebeği büyütmeye başlamış.


Aradan çok zamanlar geçmiş ve Cadı’nın emekleri ile Rapunzel büyümüş ve oldukça güzel, güçlü ve alımlı bir prenses olmuş. Rapunzel 12 yaşına gelince o kadar güzel bir kız olmuş ki güzelliği bir ay gibi etrafı aydınlatır hale gelmiş. Rapunzel’in bu kadar güzel olması Cadı’yı korkutmuş ve Cadı Rapunzel’i uzak diyarlara götürüp gizlemeye karar vermiş.
Bir kule yapmış ve bu kulenin kapısı ve merdiveni yokmuş. Rapunzel’i oraya yerleştirmiş. Rapunzel bu kulede günlerini saçlarını örerek geçiriyormuş. Cadı kuleye çıkmak istediğinde Rapunzel’in uzun saçlarını aşağıya sarkıtmasını istermiş ve bu şekilde tırmanıp kuleye çıkarmış.
Günlerden bir gün bir prens ormanda geziye çıkmış. Gezinirken çok güzel bir ses duymuş. Sesin sahibini merak ederek sesi takip etmiş. En sonunda kulenin önüme gelmiş ve Rapunzel’i görmüş. Kuleye girmek istemiş ancak bunun mümkün olmadığını görmüş. Prens hemen her gün kulenin önüne gelip bu kuleye girebilmenin bir yolunu aramış.


Yine bir gün kulenin etrafında dolaşırken Cadı’nın geldiğini farketmiş ve kuleye nasıl girdiğini görmüş. Cadı gittikten sonra Prens kulenin dibine gelmiş ve “Rapunzel, Rapunzel uzat bakalım altın sarısı saçlarını” nazik bir şekilde söylemiş. Rapunzel uzatmış saçlarını ve prens kuleye girmiş. Rapunzel Prens’i karşısında görünce korkmuş.
Çünkü kimse ile konuşması yasakmış. Prens hemen durumu anlatmış. Sesine aşık olduğunu söylemiş ve hemen oracıkta Rapunzel’e evlenme teklifinden bulunmuş. Rapunzel kabul etmiş. Ancak şimdi büyük bir sorunları varmış. Kuleden nasıl ineceklerini düşünmeye başlamışlar. Rapunzel Prens’e kuleye her gelişinde bir ipek çilesi getirmesini söylemiş. Böylece Rapunzel bir merdiven örmeyi planlamış.


Günler geçerken merdiven de neredeyse bitecekmiş. Ancak bir gün Rapunzel Prensin Cadı’dan daha hızlı tırmandığını ağzından kaçırmış. Cadı durumu hemen anlamış ve Rapunzel’in saçlarını keserek onu uzak bir çöle göndermiş. Ardından Cadı kulede Prensi beklemiş prens gelince onu yukarıya almış ve daha prens ne olduğunu anlayamadan prensi aşağıya atmış. Prens ölmemiş ama çalılıklar gözlerini kör etmiş.
Prens yıllarca kör bir şekilde Rapunzel’i aramaya başlamış ve bir gün çölde güzel bir ses duymuş. Sesi takip eden prens en sonunda Rapunzel! Rapunzel diye seslenmiş. Prensi gören Rapunzel sevinçten ağlamaya başlamış. Rapunzel’in gözyaşları prensin göz kapaklarına değince mucizevi bir şekilde prensin gözleri açılıvermiş ve görmeye başlamış. Ardından Prens ve Rapunzel beraber ülkelerine dönmüşler ve mesut bir hayata doğru yelken açmışlar.

Masalcı Baba

Çocukların hayatını daha eğlenceli bir hale getirmek ve gelişimlerine katkıda bulunmak için size masal sitemizi açtık keyifli okumalar :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı