Maysa Masalı

Mevsimler gelip geçerken sadece kendi odasında vakit geçirmekte olan Maysa odasının her köşesini ayrı ayrı incelerdi. Pencereden ışık ya da güneşin girmesini tamamen engellerdi. Yaşama amaçlı annesinin zorla yedirmeye çalıştığı yemeklerden yemekteydi. Odasını tekrar keşfetmeye başlayan Maysa dolabının arkasından küçük tıkırtılar geldiğini fark eder. Büyük bir eğlence içerisinde kaybolmak isteyen Maysa dolabını itmeye çalışır, itmeye çalıştıkça tıkırtılar daha da artmaya başlar. Maysa’ nın içindeki bitmek bilmeyen merak dolabın üstündeki kutunun düşmesi ile sonlandı. Kutuya sımsıkı sarılan Maysa, hem sert hem de sımsıkı kapanmış ayakkabı kutusunu inatla açamaya çalıştı. Evdeki tüm kesici aletler ile kutuyu kesip açmaya çalışmasına rağmen bir türlü açamadı.

Sinirden göz yaşlarına hakim olamayan Maysa ağlamaya başlar. Hıçkıra hıçkıra ağlamakta olan Maysa kenara koyduğu kutudan renk renk ışıklar süzüldüğünü fark eder. Ayakkabı kutusu ve kapağının arasındaki boşluktan sızan bu ışıltılar kör edecek derecede parlaktı. Gözyaşlarını kazağının tersi ile silerken bir yandan da kamaşan gözlerini kısmaya çalışıyordu. Kısılan gözlerinin arasında ne olduğunu anlamak için çabalayan Maysa’ nın gözyaşları sonunda dindi.

Ağlaması kesilirken kutu arasından sızan kör edici ışık da yavaş yavaş sönmeye başlamıştı. Ne olduğu kavrayamayan Maysa kutuya korkuyla yaklaştı ve kutuyu sallamaya başladı. Tekrar açmaya çalışsa da açamadı. Hiçbir kuvvet bu kutuyu açamazdı onun için öyle ki her canlıdan binlerce kat güçlü olan, ormanların kralı aslan bile bu kutuyu açamazdı. Ayakkabı kutusunu yatağının kenarında duran küçük masaya koydu ve dakikalarca seyretmeye başladı. Kutuyla konuşmaya başlayan Maysa hayal ya da bir rüya olduğu düşünüp yatağına uzandı yavaşça…

Yorucu bir günün ardından eve gelen Maysa sınavından beklediğinden düşük almıştı. Her ne kadar çalışsa da bir türlü başaramayan Maysa başını yastığına gömerek hıçkırarak ağlamaya başladı. Ağlarken günler önce bir kenara koymuş olduğu kutudan ışıklar saçıldığını gördü. Hiçbir şeye anlam veremeyen Maysa ağlamaya devam ediyor ve ettikçe yayılan ışık daha da fazla yayılıyordu. O an ağladıkça bu kutunun sihrinin ortaya çıktığını anlayan Maysa daha fazla ağlamak için elinden geleni yapıyordu. Kutuya elini uzatır uzatmaz kendini bambaşka bir masalın içerisinde bulan Maysa neye uğradığını şaşırmış vaziyetteydi. Ağlayan insanların çare bulduğu bir ütopya olan bu evren Maysa’ya her anlamda iyi gelmişti. Kendi gibi birçok hüzünlü çocuk oraya ağladığında ışınlanıyordu ve birbirleri ile eğlenerek mutlu oluyorlardı. Mutluluğa ulaşan her çocuk güzel bir günün sonunda odalarına geri dönmekteydi. Her kendini yalnız ve ağlamakta hisseden çocukların yurdu olan bu masalsı diyarı keşfeden Maysa kendini her anlamda oldukça şanslı ve eşsiz hissetmekteydi. Güzel bir yolculuk yapıp tekrar odasına döner ve yaşamına daha sıkı bağlanan Maysa artık daha mutluydu.

Çocuklarımızın İlgisini Çekecek Diğer Sayfalarımız

TEKERLEMELER

ESPRİLER

BİLMECELER

İlgili Makaleler

4 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu